10 Ocak 2017 Salı

Anne Cocuk Tatili Vol.2 : Villefranche


Selammm !

Seyahat planlarimizi anlattigim Ilk postu okuyanlar icin serinin ikinci postuyla buradayim :)

Sirt cantalarimizi takip, ozgurluk üzerine kurduğumuz ve her turlu yaramazligi yapma iznini kendimize tanidigimiz heyecanli Nice seyahati THY’nin Nice seferi ile basladi.. Ucagimiz Cote d’Azur havalimani için inişe geçtiği zaman ucagin minik penceresinden dünya gozu ile bu kiyi seridini yeniden gördüğüme gerçekten cok mutluydum.. Dilimizde “Bonjour Arkadaslar”, güle oynaya havalimanindan ciktik ve sol tarafimizda duran bilet satis noktasindan Lignes D’azur – 98 numarali otobüs için Alpico’ya biletlerimizi aldirdim.. (NOT: Lignes D’azur app. olarak da mevcut ! Eger telefonunuza indirirseniz seyahat boyunca rahat edersiniz..)


 Otobus, Nice'in ikonik caddesi Promenade des Anglais buyunca ilerleyip Cathadrale Vieux Ville duragina geldiğinde artik kiraladigimiz eve iyice yaklasmistik.. Evimiz; Vieux Nice yani Nice’in eski sehir bölgesinin ana meydani Rossetti’ye cikan sokaklardan birindeydi.. Ilk kiraladigimizda apartmanimizin yikik dokuk duvar islemelerine ayri, yüksek tavanli dairemize ve panjurlarina ayri bayilmistik o yüzden duraktan apartmana doğru yürürken içim icime sigmiyordu.. (NOT : Ev kiralama, Alpcan dünyaya geldiğinden beri tercih ettiğim ve tek geçtiğim bir seyahat sistemi ! Senelerdir airbnb ile calisiyorum ve tek bir hayal kirikligi dahi yasamadim.. Gidecegim sehri detayli arastirip, yasamak istedigim bolgeyi dogru belirledigimde web sitesinde ne goruyorsam, onu buluyorum.. O nedenle düşünmeden herkese tavsiye edebilirim.. Ayrica her bütçeye ve yasam tarzina uygun bir ev bulmak da mumkun!)


 Sehre ogleden sonra ulastigimiz için once evimize yerleşip, dinlendik. Sonra da aksam yemeği ve heyecandan kirildigimiz dondurmaci ziyaretimiz için kendimizi eski sehrin sirin sokaklarina biraktik.. Acikcasi sehir civil civil ama Agustos ayi için beklentimin altinda bir kalabaliga sahipti.. Nedeni uzucu olsa da bu duruma sevindiğimi söyleyebilirim lakin Agustos ayinda Avrupa'nin karmasikligi insani hayattan sogutabilecek seviyelere cikabiliyor.. :) Ilk aksam yemeğimiz Vieux Nice'in dar sokaklarindan birinde bulunan Chez Memere’de minik minik meze tabalari ile farkli tadımlar yaparak geçirdik.. (Adres;  6 Rue Francis Gallo) Ben daha once tatmadigim yerel bir bira denemesi yapip feci sevdim kendisini, Alpico ise yerel bir limonata denemek istedi ama hazir içeceklere alisik olmadigindan pek ilgi göstermedi.. Yine de kadehlerimizi ozgurlugumuze kaldirdik ve bu fikir Alpcan’a her seferinde cok cok komik geldi. :) Yemek sonrasi gerçek anlamda kosa kosa mahalle dondurmacimiz Gelateria Azzurro’ya yol aldik. Ohh yaa! Gelsin can’im lavantali dondurmam ! (Adres : 1 Rue Sainte-Reparate)




Gunun yorgunlugundan deliksiz bir uykuyla gecen gece sonrasi iki erkenci hayallerimizi süsleyen sabah rutinimiz için sokaklardaydik.. Mahallemizin provans fırını -ki kendisi Vieux Nice bölgesinin en iyisidir- La Fougasserie’den ton balikli baget sandviçlerimizi ve cikolatali kruvasanlarimizi aldik. (Adres :  5 Rue de la Poissonnerie) Oradan sehrin en mutlu pazari Cours Saleya’ya yuruyup taze meyvelerimizi de alarak Nice’in dillere destan olmuş nefis turkuaz sahiline kavuştuk ! Oyle mutlu ve keyifliydik ki iki sirt cantali için kahvaltinin en rahatsiz ama daha mutlu halini hayal edemiyorum !



Kahvalti sonrasi denizle buluşturup, dalgalarda nese dolduktan sonra kendimizi gunun kalanina bomba gibi hazir hissederek yeniden yola koyulduk.. Ilk planimiz Villefranche Sur Mer kasabasiydi. Fransa'da yasayan arkadasim Ezgi (nefis de bir blog sahibidir) Villefranche için cok cici cümleler kurmuştu, heyecanliydik.. Tren yerine Lignes D’azur’un 100 numarali otobusu ile kasabaya kisa zamanda ama müthiş manzaralar eşliğinde ulastik, ancak sahil gerçekten cok cok asagilarda kalmisti ve bizim onumuzde hava sicakliginin daha da zorlastiracagi uzuuuuun bir yol vardi.. Liman bölgesine doğru minik adimlarla ve muhabbet esliginde yuruduk... Bir yeri keşfetmenin en güzel yolunun yürümek olduğunu bildiğim için Alpico’ya bu fikrin nedenlerini anlattim.. Evlerin renklerine, sokaklarin temizliğine, insanlarin sakinliğine bayildik ! Alpico’nin kucuk ayaklarinin yorulduğunu dusundugum zamanlarda molalar verip hem soluklandik hem de iki burun arasinda kalmis deniz manzarasini resimledik.. (NOT : Manzara onemli degil direkt denize ulasalim derseniz; Nice tren garindan Gare de Villefranche Sur Mer’e 7 dakikada ulaşabilirsiniz..)



Limana ulastigimizda ikimiz birden “yasasin” desek de hevesimiz kursagimizda kaldi lakin liman bölgesinde deniz oldukça derindi ve bu nedenle ancak cruise gemileri ve irili ufakli yatlar buraya yanaşabiliyordu.. Bu durum Fransiz Rivierasi’nin keyfini sürebilmek için bizi sahil boyunca bir kac km daha yürümek zorunda birakti.. O ne sicakti ve ne deli yorulmuştuk anlatamam… Alpico’nun kasabanin uzun plaji  Plage de la Mariniere'de denize ulastigi ani ve yasadigi sevinci saniyorum ki, uzun yillar unutmam mumkun olmayacak…



Deniz muhteşemdi !


Billur gibi ve Agustos ayi için serinliği cok tadindaydi diyebilirim.. Sahil kalabalikti ama oyle yorulmustuk ki bu durum umrumuzda bile olmadi :)


 Plage de la Mariniere'de denizden yararlanmak için ozel bir işletme tercih edebilir ya da havlunuzla ince tasli sahiline yayilabilirsiniz.. Eger plajda bir saatten fazla kalmayi planliyorsaniz tartismasiz bir semsiye ihtiyaciniz olacak. O nedenle ya yaninizda her Nice sakinin sahip oldugu plaj semsiyelerinden olsun ya da plajdaki isletmelerden birinde karar kilin..


Benim için en keyifli yaz tatili anlarindan biri denizin içindeyken izleyebildiğim hatta zaman zaman irkildiğim tren goruntuleri/sesleri eşliğinde yüzmektir.. Bu duyguyu Avrupa’da ziyaret ettiğimiz minik kasabalar sayesinde kazandigimi rahatça söyleyebilirim.. Villefranche bu duygumu ciddi anlamda tatmin edince ve Alpico tum yorgunlugu atip, denizde yuzmeye doyamayinca deniz keyfimiz tahmin ettiğimiz surenin cok üzerine cikti.. Biz de bunun uzerine kasabada gec bir ogle yemeği yeme karari aldik.. Iyi ki de almisiz ! Alpico, ona daha evvel anlattigim kafalarini ve kuyruklarini da beraber yiyebileceği minik baliklar ve patates kizartmalari için sabirsizdi, ben de koca bir tencere midye esliginde içeceğim iyi soğutulmuş beyaz sarabin hayalindeydim.. Bu keyfi L’Oursin Blue’da uzun uzun ve gayet tembelce yaptık. Sayesinde kasaba aklima iyice kazindi.. (Adres : 11 Quai de l'Amiral Courbet) Bu nedenle gunun gezi plani; Villefranche Sur Mer + St. Jean Cap Ferrat kasabalari ve Villa & Jardins Ephrussi de Rothschild malikanesi ve bahçeleri gezisi” olmasina rağmen keyiften yalnızca Villefranche Sur Mer olarak kaldi ! (Hic pisman degilim...)


  


Minik, lezzetli ve filtresiz güzel Villefranche ! 

Fransiz Rivierasi’nin en asili sen olmalisin ! Beni asil ama basit hayatin ile oyle derin etkiledin ki; TheMagger’in 10 farkli gezgine sorduğu “2016 yili seyahat kesifleri” yazisinda bile seni anlattim.. Yani tadin hala cok damagimda.. :)


Gunun sonunda yorgun, karnimiz doymus ve feci mutluyduk.. Gece biraz parklarda dolanip sokak sanatcilarini izledikten sonra gunu Fransizlarin bana gore en butik macaroncularindan biri olan ve sirin otesi dukkaniyla her aksam ugramayi ihmal etmedigimiz Les Gourmandises d’Angéa 'da dondurmali macaron yiyerek bitirdik.. (Adres: 5 rue de la Poissonnerie)

Sonraki postun konusu Eze Village! 
Orada gorusmek uzere...

sevgiler
lulu
xxx

2 yorum:

  1. Bir solukta okudum! Tabii ki yanımda kara kaplı defterime notlar alarak :)
    Özgürlüğünüze kadeh kaldırmanızı okurken tebessüm ettim, çok hosuma gitti o an. Ben yine hayallere daldım Lulum, Eze yazını merakla bekliyorum:*

    YanıtlaSil