16 Kasım 2017 Perşembe

Puglia Vol.3 : Polignano a Mare


Puglia seyahati planlandiginizda ve bu seyahatin icine kiyi bolgelerini de dahil ettiginizde atlanmamasi gereken kasabalarin basinda saniyorum ki Polignano a Mare geliyor.. Insan gitmeden evvel çokça not aliyor ve bir çok resim goruyor ancak dunyadaki tum diger guzelliklerde oldugu gibi, o yerin icinde bulundugunda ve fotograf karelerindeki manzaralari kendi gozleri ile de gordugunde hakikaten dusundugunden fazla etkileniyor.. Itiraf etmeliyim ki; keske seyahat suremiz daha uzun olsaydi da bir gece konaklama firsati bulup, aksam saatlerinde de kasabanin sokaklarinda dolanabilseydik diye dusunduk.. Eger gorup gecelim yerine "hissedelim ve yasayalim" noktasinda hemfikirseniz ve seyahat sureniz de yeterli ise tavsiyem bir tam gun ve gecenizi bu sirin kasabaya ayirmaniz.. Hem boylece bizim aksimize muhtesem bir gun batimi da yasama sansiniz olabilir.. ! 

Polignano a Mare; Bari'ye yaklasik 35 km'lik bir mesafede bulundugundan havalimani sonrasi seyahatinizin ilk ziyaret noktasi olarak planlarinizda hizlica yer bulabilir.. Keyifli bir ogle yemegi, kahve molasi ya da aperitif icin nefis bir adres.. Biz seyahat yorgunlugumuzu uzerimizden atalim ve evimizi biran evvel teslim alalim heyecaniyla direksiyonu oncelikle Itria Vadisi'ne dogru kirdik ve sonraki gun Alberobello'dan yaklasik bir saatlik bir yolculuk sonrasi dinlenmis bir bedenle gune Polignano a Mare'de basladik..

Tek kelime ingilizce bilmeyen tontik teyzelerle bir sekilde beden dili sayesinde konusup, gulusup aracimizi park ettikten sonra kasabada bizi ilk karsilayan; engin bir deniz ve Italyanlarin cok sevdigi sanatci Domenico Modugno heykeli oldu.. Modungo; asil ismi "Nel Blue Dipinto di Blue" olan ama hepimizin "Volareee" dendiginde hemen hatirlayacagi o meshur italyan sarkinin sahibi.. Polignano a Mare'de dunyaya gelmis ve burada baslayan hayati Grammy odulu ve Eurovision sarki yarismasindan kazandigi ucunculuk sonrasi bir dunya sanatcisi olarak devam etmis.. Kasabada goreceginiz heykel, Polignano yerlilerinin onunla ne kadar gurur duyduklarinin bir simgesi..



Kasaba, Puglia'nin en eski antik yerlesimlerinden biri olarak biliniyor.. Efsanevi bir tarihi var ve bir cok kaynaga gore; kentin Yunanlılar tarafından kurulduğu ve "yerleşik" anlamına gelen "Plymnianum" olarak ilk adini aldigi dusunuluyor.. Zaman icinde bir cok istilaya ugramis, once Polignano ve en son da Polignano a Mare adini almis..

Dilimizde "volareee oh oh, cantare oh oh oh oh.." tertemiz sokaklardan ve kasabanin ana giris kapisi Porta Vecchia 'dan gecip ana 
meydan Piazza Vittorio Emenuele'ye ulasinca; Martrix Church'un hemen carprazinda ve saatli binanin yani The Palazzo dell'Orologio'nun hemen altinda bulunan Bar Beija Flor Cafe'de cok keyifli, klasik bir Italyan kahvaltisi yaptik.. Sonrasinda kendimizi kasaba sokaklarina tamamen hazir hissediyorduk..





Kasabanin en buyuleyici goruntusu hic kuskusuz ki " Ponte Lama Monachile" koprusu uzerinden resimleyebileceginiz "Cala Paura" plaji.. Plaji resimlediginiz bu koprunun altindan gecerek zumrut yesili rengindeki sulara ulasabiliyorsunuz.. Yaz aylarinda igne atsan yere dusmez bir kalabaliga sahip, kucuk de olsa bir yer bulanin hemen yerlestigi ve Adriyatik Denizi'nin hircin dalgalarinin pek de eksik olmadigi plaj sanirim ki her sayahatseverin "gidilecek yerler" listesine girmeyi hakeder guzellikte.. Plajin hemen sol yaninda kalan magaranin icinden (ve serin sularindan) yuruyerek Adriyatik ile bulusmak ise bir Polignano ritueli sayilabilir.. Yani diyecegim su ki; bu sularda mutlaka yüzün ve dahasi kasabayi bir de bu kadife sularin icindeyken seyre dalin.. :)





Beyaz ve yer yer boyalari dokulmus eski ve suslu evlerle kapli kasaba sokaklarinda; rengarenk cicekli balkonlara, dogal birer enstalasyon ornegi olmus kaktuslere, mesela "No26." gibi bir cok cici art/design magazalarina ve kendine has cafe ve restoranlara bayilarak, hayretler icinde yuruduk.. Polignano bana Yunanistan'da yasadigim anlari hatirlatti.. Sokaklarinda yururken yerlilerin kendi aralarindaki diyaloglarini anlamasam da dinledim, merdivenlerine oturdum, kucuk meydanlarinda done done etrafi inceledim.. Bir kahvelik bulusan teyzelere/amcalara ya da komsu penceresine sesini duyurmaya calisan yasli tontiklere gulumsedim.. Boylesi basit, huzurlu ve yasanilasi ruhta bir kasabanin ancak Yunanistan'da olabilecegini dusunurdum oysa ki..

Kasaba sokaklarinin en guzel surprizi ise; sokaklarin bir kisminin sahane bir proje sayesinde "A Poetic Staircase" (tam karsiligi olmasa da "Sairler Sokagi") olarak adlandirilmis olmasi.. Ziyaretcilerin, kapilara ve merdivenlere kısa şiirler yazdığı bu sirin otesi daracik sokaklar muthis keyifli, insani yukselten bir ruha sahip.. Elbette elimde en sevdigim kalem ile dolastigim sokaklarda bos buldugum bir kapiya can'im Turgut Uyar'dan bir dize siraladim. Cok cok mutlu bir "an" oldu benim icin..











Bu arada daracik sokaklar arasinda bi anda karsimiza cikiveren deniz goruntulerine de bayildik.. Cala Paura plajina kasabanin uc seyirlik balkonlardan biri olan Balconata di Santo Stefano'dan bir kez daha bakis atmak ve resimlemek hosumuza gitti.. Hatta buraya kadar gelmisken La Balconata' da birer aperitif almak da hic fena bir fikir degildi lakin zamani durdurma istegi duydugumuz bir gozlem yeri gibiydi bu teras.. 



Polignano a Mare icin falezlerin uzerine kurulmus şık bir sahil kasabasi demek cok dogru bir tanimlama olabilir.. Gerci kendisi icin Puglia bolgesinin en havalisi da deniyor, ancak bana gore "havali" kelimesi bir parca snop bir beklenti de yaratiyor insan uzerinde o nedenle ben bu kelimeyi boylesi samimi ve sirin bir kasaba icin kullanmak istemiyorum.. Yalniz eklemek gerekir ki; kasabanin havali oldugunu dusunebileceginiz tek yer, falezler arasindaki magaralarin birinde bulunan ikonik restoran Grotta Palazzase. Bir magara icindesiniz ve magara bir restoran! Restoranin alti ve arkasi deniz ve ayrica onunuzde de engin bir deniz var... Iste bu hakikaten cok havali bir ambiyans !




Eger kasabada bir ogle yemegi planliyorsaniz; Gastro Pub Pescaria balikci bir kasabanin street food anlayisini yansitan nefis bir ornek.. "Siparis ver, numara al ve kapi onundeki ficilarin uzerinde yemegini hizlica ye" deneyimini burada yasayabilirsiniz.. Yerlesik olmayi tercih ederseniz; sirin dekoru ile pek sevdigimiz ve San Benedetto meydaninda bulunan Mint Cucina Fresca icin lezzetinden emin olmamakla birlikte ambiyans olarak cok tavsiye edilir diyebilirim. ;)

Sıkı bir ogle yemegi ya da daha cok aksam yemegi icin Puglia'li bir arkadasimin mudavimi oldugu deniz urunu restorani Antiche Mura 'yi da ayrica onermek istiyorum lakin bir yerlinin tavsiyesinin bizi yaniltacagini hic sanmiyorum.. Ozellikle ic mekanda oturmaya musait bir mevsimde kasabayi ziyaret ederseniz mutlaka notlarinizda olsun..

Kasabadan ayrilmadan onceki son lezzet deneyimini ise soyle tatli bir ani ile yasadik.. Denizin zumrutten turkuaza, maviden laciverte calan rengini, rengarenk sokaklari, siirlerle suslenmis kapilari, pencereleri, gulumseyen tatli Italyan haklini yani kisaca kasabanin olagan guzelliklerini icimize cekmis doygun bir ruh ile aracimiza ilerlerken Alpico birden "ben aciktim" dedi. Bizim ekip arabaya giderken ben de Mudugno heykelinin hemen caprazinda olan Muretta Pizzeria'dan bir dilim pizza almak istedim. Iceri girdigimde tipik bir Italya goruntusu beni karsiladi.. Kucuk bir dukkandi, muftak tarafinda orta yasli bir Italyan amca bir yandan hamur açıyor diger yandan da hafifce dans ederek bir sarki mirildaniyordu. Sarkisini bir sure dinleyip (hatta Snap-leyip) ve bittigini hissettigimde de alkislayiverdim kendisini.. Kocaman gulen gozlerle ve saskinlikla bana dogru dondu. Cok tatli bir andi ! O sirada esi de dukkana girdi. Onlar ingilizce, ben Italyanca bilmiyor olmamiza ragmen sahane bir on dakika gecirdik oracikta. Odun firinindan cikmis sicacik dilim pizzayi alip, bir de selfie cekindikten sonra dukkandan ciktigim anki mutlulugumu tarif etmek biraz zor benim icin. Bu arada pizza da pizzaydi ! 
Alpico'ya bile "keske bir dilim daha olsaydi" dedirtti. :)

Kasabada gecirdigimiz mukemmel saatler sonrasi Polignano a Mare'den bu enfes hislerle ayrildik... Yasadiklarima, hissettiklerime ve sevdiklerimle birlikte bu anlari saglikla paylasabildigime sukran duyarak... 

Ne diyeyim, darisi basiniza ! 

sevgiler
lulu
xxx

POST 1 : SEYAHAT PLANLARI
POST 2ITRIA VADISI 


20 Ekim 2017 Cuma

Puglia Vol.2 - ITRIA VADISI


Bari ve Brindisi sehirlerini bilirdim de, 2012 yilinda Justin Timberlake ve Jessica Biel Masseria Borgo Egnazia Resort'ta evleninceye dek Puglia bolgesi ve ozellikle de Itria Vadisi'nden haberim yoktu.. Haberim olduktan sonra bu bolgeye dair ne okusam ve ne isitsem hep bir yukselis, hep bir "hadi" duygusuna kapildim.. Ozellikle vadi köylerinde cekilmis fotograflar gordukce icimde heyecan ruzgarlari esmeye basliyordu.. :) Sonunda dogru zaman geldi ve ilk postta bahsettigim seyahat planlari sonrasi Puglia deneyimlerimize start verdik.. (Puglia Vol.1 - Seyahat Planlari)

Bari'ye ucup, arabamizi teslim aldiktan sonra yuzumuzde kocaman bir gulumseme, karnimizda heyecanimizin verdigi o tanidik aclik hissi, kulagimizda sevdigimiz muziklerle ve gordugumuz guzelliklerden buyulenerek Itria Vadisi'ne dogru yol aldik.. “Puglia'da bambaska bir Italya deneyimleyeceksiniz" cumlesini anayoldan cikip, vadinin iclerine dogru ilerlemeye baslayinca hemen hatirladik diyebilirim.. Köy yollarinin guzelligini, bolge mimarisinin minik minik kendini belli edisini, zeytin agaclarinin devasa govdelerini muazzam bir ilgiyle takip ettik.. Henuz sabah saatlerinde yasanan kucuk capli bir yaz firstinasi sonrasi yagmurun hafif hafif arabamizin camini ıslatmasi da yolculugumuzu iyiden iyiye melankolik bir havaya soktu. Nefisti..

Havalimani sonrasi 1 saat 15 dakika kadar suren keyifli bir yolculuk sonunda once Alberobello ve Martina Franca köyleri arasinda bulunan Trullo'muz Trullo di Mathilde'ye ulastik.. Evimizi teslim alip, kendisine ve arazisine dunya gozu ile de asik olduktan sonra da Alberobello ile tanismak icin yeniden yollara dustuk..



Itria Vadisi'nin her birinde farkli farkli guzellikler bulabileceginiz köy ve kasabalari; Fasano, Alberobello, Locorotondo, Cisternino, Martina Franca ve Ceglia Messapica seklinde siralanabilir.. Hepsi de zeytin agaclari ve uzum baglari ile cevrelenmis, Trulli evleri ve masserialarla adeta suslenmis bu tertemiz yerlesimler gormeye alistigimiz manzaralarin oyle disindalar ki adeta insani bulundugu ana muhurluyorlar.. Köy ve kasabalar arasindaki yollar, zeytin agaclarinin govdelerinin muhtesemligi ve zaman zaman agac boyuna ulasmis ve altinda gezinmemize imkan veren uzum baglarinin guzelligi hakikaten gorulmeye ve yasanmaya cok degerler.. Gonul isterdi ki seyahat suremiz daha uzun olsun ve tum vadi köylerinin yasamina dahil olabilelim ama gunlerimiz sinirliydi ve bir yerde yalnizca bulunmus olmak fikrini sevmiyorduk.. O nedenle de yerlesim yerleri icinden bir kac secim yapip Alberobello, Locorotondo ve Cisternino'yu doyasiya gezdik diyebilirim..





ALBEROBELLO 

Dile gelişi bile fazlasiyla keyifli olan Alberobello; adini gecmis zamanlarda bolgeyi kaplamis olan ilkel meşe ormanı Arboris Belli'den almıs. Zaten "Albero" da italyancada ağaç anlamina geliyor. Ismi kadar kendisi de sevilesi kasaba, Puglia bolgesinin en turistik bolgesi.. Bu denli turistik ve populer olmasinin nedeni ise; Puglia'nin tipik mimarisi olan ve UNESCO Dünya Miras Listesi 'ne alinmis olan konik catili Trulli evlerinin bu kasabanin neredeyse tamamina yayilmis olmasi ve de evlerin cok cok iyi korunmus olmalari.. Sanirim bu yasima dek gordugum en ilginc mimari ornegi bu Trulliler oldu.. Alberobello'da kendimi bir masalin icindeymis gibi hissedip, uzun bir sure masal ve gercek arasinda mutlulukla sıkışıp kaldim diyebilirim..

Bu arada catilarin hikayesi de kisaca soyle; zamaninda Napoli krali bolge halkindan catisi olan her ev icin oldukca agir vergiler almaya baslamis.. Halk ise bu agir vergileri saf disi birakabilmek adina evlerinin catilarini bu konik catilara cevirmis ve kalin bir ip yardimi ile vergi memurlari geldiginde hemen catiyi yikabildikleri bir mekanizma insa etmisler..
Bir iple yikilan ve yeniden yapmasi cok kolay olan bu catilar zaman icin birer efsaneye donusmusler..

Alberobello kucuk bir kasaba ama iki ayri bolumden olusuyor. En turistik bolgesi Rione Monti. Kasabayi Rione Monti'nin ana caddesi olan Via Monte Pertica ve onu cevreleyen sokaklar arasinda konumlanmis gibi dusunebilirsiniz.. Eger aracinizi kasabanin girisindeki Lago Martellotta'da park eder ve Piazza del Popolo'yu takip ederseniz, kasabanin kismen daha yeni bir yerlesimi olan Aia Piccola'ya ve oradan da
 Belvedere Terrazze'ye ulasirsiniz ve bu kucuk terastan eski sehrin otantik gorutusunu doyasiya resimleyebilirsiniz.. Yalniz bilin ki; yuzlerce fotograf cekseniz dahi hicbirinin goz hafizaniza alacaginiz goruntulerin onune gecmesi mumkun degil..

Eski sehrin sokaklarinda dolanirken trullilerin guzellligi yaninda evlerin catilarinda resmedilmis şaman sembolleri de hemen ilgimizi cekiyor elbette.. Benim gozum en cok catisinda kalp olan eve degiyor.. Hatta Alpico da ilk once o evin catisini farkedip, sevincle bana gosteriyor. :) Soylenen su ki; saman sembolleri zamaninda bu evlerde yasayan insanlarin yaptiklari mesleklere ve dini inanclarina gore degisirmis..

Alberobello'da The Trullo Church'u cok begendik biz.. Aksamin serinligi hafif hafif tenimizi urpertirken ve kasaba ufaktan sakinlesmeye baslamisken kilisede bulunmanin verdigi his mistik ve cok buyuleyiciydi.. Bu yapi disinda Trullo Siamese, Trullo Sovrano ve Trullo Chiesa Sant’Antonio da gorulmeye deger diger trulliler..  Kasaba icin verilebilecek en keyifli tavsiye ise; 1000'i askin trullinin bulunudugu Rione Monti bolgesinin ve ozellikle de lokal yasamin hala trullilerde devam ettigi Aia Piccola'nin tum ara sokaklarini doya doya gezmeniz.. hatta kaybolmaniz..












LOCOROTONDO

Alberobello'nun aksine Locorotondo vadinin tepelik kasabalarindan biri. Tepelik olmasi ve bulundugu tepenin konumu onu vadi sinirlari icinde gun batimi izlemek icin en ideal nokta olarak taclandirmis.. Merkezde bulunan park alanindaki terastan hem vadinin muhtesem panoramasini, hem de Gunes'in bu panorama uzerinden yitirilisini izlemek tanimlamasi zor bir guzellik.. Gun batimini yakalayamasaniz dahi bir mekana kurulup, Locorotondo'nun dillere destan beyaz sarabini yudumlarken, uzum baglari ile zeytin agaclarinin arasina sıkışmış ciftlik evlerini seyre dalabilirsiniz..

Locorotondo'nun daracik, cicekli ve duvarlari sanat fotograflariyla donanmis sokaklarinda dolasirken Puglia ve hatta Italya'nin en sirin yerlerinden birini bulmus kadar seviniyor insan. Bembeyaz evler, evlerin cicekli balkonlarini susleyen “Portafortuna Puglieseler, tertemiz sokaklar, sokak aralarinda gordugumuz, kalbimizi delip gecen detaylar ve tam icilesi kivamda sogutulmus beyaz saraplariyla bu sirin kasabayi fazlasiyla sevip, yildizlarla anilariniza ekleyebilirsiniz.. 

NOT : Portafortuna Pugliese; Puglia bolgesinin en tipik hediyelik/hatiralik esya secenegi.. Puglialilar, seramikten yapilan ve bir cok farkli renk ve boyut secenegi olan bu seramik objelerin evlerini kotuluklerden koruduna inaniyorlar..











CISTERNINO

Locorotondo sonrasi yine keyifli bir yolculukla Itria Vadisi'nin tek Cittaslow kasabasi Cisternino'ya ulasiyoruz.. Burasi da Locorotondo gibi tepelik bir kasaba ancak sunset keyfi icin o kadar da iddali oldugunu soylemek Locorotondo'ya haksizlik etmek olabilir.. Hem zaten Cisternino'nun gercekten icimize cekmemiz gereken yanı kesinlikle akışındaki tum ahenk ile gundelik yasami.. 

Cittaslow'u sanirim az cok biliyorsunuz ancak bilmeyenler icin kisaca aciklamak gerekirse fast (hizli) olana karsi slow (yavas) olmayi amaclayan ve bunu bir yasam bicimine donusturmeyi hedefleyen insanlarin olusturdugu bir felsefe diyebiliriz.. Topluluk; seneler evvel Roma’da bir Italyan tarafindan hizli yemek kulturune karsi verilen bir tepki olarak baslayip, Toskana’nin Chianti bolgesindeki Belediye Baskani'nin destegi ile resmi kurulusunu yapmis.. Bir Cittaslow kasabasi olmak; yasamdan zevk alan, iletişim kuran, sanat isiginda aydinlanip, gelenek ve göreneklerini koruyarak sürdürülebilir bir yasam yeri yaratmis olmak demek.

Iste Cisternino'ya adim attigimiz anda bizi boyle dingin bir yasam karsiliyor.. Sokaklarindan araclarina, esnafindan parkta oynayan cocuguna dek yasami algilayis sekillerine imreniyoruz.. Buyuk sehirlerin hiperaktif yasam dinamigi icinden kopup gelmis dort kisi olarak Cisternino sokaklarinda dolanirken once onun doga ve insan ile barisik yasam bicimini iliklerimize kadar hissediyor, sonra keyifli bir aperitif aliyor ve en son da lezzetli bir kasap restorani deneyimi yasayip Trullo'muza geri donuyoruz..

O gune dair hatirladiklarim gercekten hala cok keskin hisler.. Her aklima dustugunde bu gezi icin sukrediyor ve o gun kasabadayken aramizda cok az konusarak kasabanin sundugu tum hisleri daha da derinlerimizde hissettigimizi cok iyi biliyorum.. Sanirim bu denli hissi kuvvetli bir deneyimi omrum boyunca hatirlayabilirim ! :)

Bizim Itria Vadisi deneyimlerimiz bu uc kasaba ve kasabalar arasindaki muthis keyifli yollar oldu.. Aslinda Martina Franca'yi da cok fazla gormek istemis olsak da, oraya yeterli zaman ayiramayacagimizi dusunerek kendisinden vazgectik.. Oysa bu kasabanin digerlerinin aksine barok bir mimarisi oldugunu not almistim.. Bizim icin farki bir bakis acisi olabilirdi belki ! ama yine de oncelik verdigimiz köyleri tamamen sindirmis oldugumuz icin mutluyum.. Eger siz ziyaret ederseniz ve tarihleriniz Temmuz ortasi/Agustos basi olur ise Festival della Valle d'Itria'yi kesinlikle kacirmamanizi onerebilirim ! 







Bir sonraki post biraz agiz sulandiracak olsa da Itria Vadisi lezzetleri olacak ki tavsiyem tok karnina ekranda olmaniz.. ;)

Post 1 : Seyahat Planlari

Sevgiler
lulu
xxx

20 Eylül 2017 Çarşamba

Puglia Vol.1 - Seyahat Planlari




S E L A M !

2017 Yaz tatillerimizi birer birer yasayip, icimize sindirdigimize gore artik blog yazilarima baslayip, an-lari tazeleyeyip, sizlerle de paylasabilirim.. :)

2017 yaz sezonunun en heyecan verici deneyimini en populer tanim ile tam olarak Italya haritasinin topuk bolgesine denk gelen ve 2014 yilinda Lonely Planet tarafindan mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasinda isaret edilen Puglia bolgesinde yasadik !

. Nasil mi karar verdik ? 

Oncelikle, Italya'nin ana ve bir cok ara sehrini doyasiya gezdikten sonra bunyemiz kiyi kose gezelim fikrini benimsemeye baslamisti.O nedenle de "en guneyden baslayalim ve minik minik yukari cikalim" kararimiza 2015 yilinda Sicilya seyahati ile start verdik.. Sicilya sonrasi ise harita Puglia bolgesini isaret ediyordu ve Puglia seyahati sonrasi aldigimiz karari daha da yere basar bir hale getirmis olduk.. Bu Nefis.. 

Evet Italya sevilesi, insani bize yakin, mutfagi zaten siir yazilasi ve damak keyfimize  fazlasiyla uygun.. Dogasina soyleyecek sozumuz olmadigi gibi o guzellikleri koruma disiplinlerine bir baska hayraniz.. Her sey tamam ama Puglia bolgesi icin soylenen "baska bir Italya deneyimleyeceksin" cumlesi de nedir ki ? 
Italya ne kadar baska olabilir allasen ???

Gitmeden evvel tum heyecanimi icime saklayip "yasa ve gor Lulucum" dedim kendi kendime ve neticesinde her noktasinda bizi sasirtan muthis bir deneyim yasayip, kalbimizin bir parcasini da oralarda sevgiyle birakarak seyahatimizden yogun duygularla geri donduk.. ;)

. Peki seyahate nasil hazirlandim ? 

Acikcasi seyahat oncesi arastirmalarimi yaparken gordugum; Puglia daha cok Ilkbahar ve Sonbahar aylarinin seyahat noktasi olarak kabul gormus.. Evet, belki bahar aylari ozellikle vadi bolgesini gezmek acisindan mantiklidir, ancak bolge yaz tatili planlamak icin enfes  bir kiyi seridine sahip ! Bu noktada bilmeniz gereken en motive edici bilgi; hem Iyon Denizi, hem de Adriyatik Denizi'ne kiyisi oldugu... O muhtesem kiyi seridini inceleyip, denizin buyuleyici goruntulerine maruz kalinca insan hakikaten yaz tatili planlamak zorunda hissediyor.. :)



Oncelikle seyahatin tarih araligi belli olup biletlerimiz kesilince, hem kendi arastirmalarimi hem de arkadaslarimin tavsiyerini deliler gibi biriktirdim.. Sonra da yukaridaki gorselde de gordugunuz gibi bu notlari bir "Seyahat EL kitabi" na donusturdum.. Bolge oyle genis, yapilacaklar listesi oyle uzundu ki seyahatin ilk ve en dogru kararini verip konaklamamizi iki ayri bolgeye ayirdim.. Ilk konaklama yerimiz Itria Vadisi'ydi. Vadi icindeki köylerden birinde kalarak hem cevre köyleri rahatca gezip gorme sansimiz oldu hem de kiyi seridinde bulunan "must" bir kac destinasyonu kacirmadik.. Ikinci konaklama yerimiz ise "Barok Sehir" Lecce oldu lakin Lecce basli basina bir seyahat noktasi oldugundan, gece ve gunduz sehrin sari sokaklarinda doyasiya kaybolmak adina burada konaklamak sartti. Ayrica Lecce'de konaklayarak Pugia'nin en guneyine dek inmek ve sahil seridinde unutulmaz keşifler yapmak da kolay oldu..

 Oh la la...

Puglia seyahatlerinde ucus noktasi Italya'nin guneydogu bolgesinde bulunan Bari sehri.. THY'nin haftanin belirli gunleri direkt Bari/Palese Havalimani ucusu bulunuyor. Bari, her ne kadar tarihi ve turistik bir sehir olsa da, topuk bolgesini genisce gezmek istediginizde cok da "must" bir destinasyon olmayabilir.. Bunu italyan arkadaslarimin tamamindan isittigim icin Bari sehri benim planlarimin disinda kaldi.. Sehrin oksijenini yalnizca havalimanina ulasmak icin kulllandik diyebilirim.. ;) 

. Ev mi Otel mi ? 

Daha onceki seyahat tecrubelerimden de bildiginiz gibi evlerimizi
yine AirBNB'den kiraladik.. Otel yerine daima ev tercih ediyor olusumuzun ilk sebebi sabahlari Alpcan'a lokal urunlerle kahvalti hazirlayabilmek.. Ikincisi ise bulundugumuz sehrin ya da kasabanin lokal hayatina daha kolay dahil olma sansi.. Neticede bir mahalle ortamina sahip oluyoruz ve bu da sosyallesmek ve yerinde tavsiyeler almak adina iyi bir secim ! Tabii ki; kaldigimiz sure boyunca zevkimiz dogrultusunda kiraladigimiz evi kendi evimiz gibi hissetmeyi de cok seviyoruz ! Bu yuzden de bir sehri yeniden ziyaret ettigimizde yeniden ayni evi kiralamak bizim icin bir rituel.. ;)

Itria Vadisi'nde mutlaka deneyimlemenizi onerecegim sey; vadinin geleneksel yapi sekli olan Trullo'da konaklamaniz ve mumkunse bunu genis bir arazi icinde, zeytin agaclari esliginde yapmaniz.. Bolgenin en onemli doga olayinin yaslari 500 hatta 1000 yili bulan zeytin agaclari ve en tipik ozelliginin Trullo mimarisi oldugu dusunulurse bu tip bir konaklama gercekten seyahatinize muthis bir ruh katacak emin olabilirsiniz.. (genis araziler icinde bulunan konaklama alanlarini Masseria adi altinda da aratabilirsiniz..)

 Bizim evimiz "Trullo di Mathilde" kocaman bir arazinin ortasinda konumlanmisti ve sundugu muthis dinginligi gunun her saati koruyan, Alpico icin minik de bir havuzu olan,
 yapayalniz ve cok huzurlu bir evdi.. Evin arazisinde ogleden sonralari ve gecenin kor karanliklarinda yasadigimiz keyfi tanimlayabilmem hakikaten pek mumkun degil... Hele benim gibi meditasyonu yasam bicimi haline getirmis biri icin sakinligi bicilmis kaftan gibiydi..

Diyecegim su ki; Itria Vadisi'nde bir Trullo, Lecce'de ise Lecce'nin barok dokusuna uygun yuksek tavanli ve mumkunse genis terasli bir ev seyahatinizi yukseltir ! ;)






Nasil gezecegiz peki bu kadar genis bir bolgeyi ? 
Araba mi, tren mi ?

Bu noktada araba kiralamak kacinilmaz demek zorundayim.. Elbette sirt cantalarinizla trenlerin ve otobuslerin yardimi ile de gezmeniz mumkun olur ancak her halukarda boyle bir karar ile bolgeyi kiyi kose gezmeniz bir parca zorlasacaktir.. Diger yandan Italya trenlerinin bir Isvicre ya da Fransa disiplini ile calismadigini da unutmamak gerekiyor.. Neticede bizim gibi cocugunuz varsa ya da kalbinize ve gozunuze degecek her guzellige ugrayalim diyecekseniz araba cok daha dogru bir karar olur.. 

Aracimizi seyahat oncesinde Sicily by Car firmasindan kiraladik. Genelde arac kiralama noktalari havalimanlarinin disinda bulunur ve sizi bir arac ile aldirip sirketin ofis ve park alanina goturuler, (bazen bir minibus ile toplu bir grup olarak aldirirlar ki bu da biraz vakit kaybina neden olur) ancak Bari kucuk bir havalimanina sahip ve kiralama sirketlerinin ofislerine hemen gumruk sonrasi ulasiliyor.. Araclar ise havalimaninin hemen disindaki park alanindan teslim aliniyor.. Yani zaman kaybiniz sifir ve ucak sonrasi hemen araciniza kavusup, gezinize start verebiliyorsunuz.. 

Iste planlar kismi bu sekilde sekillendi.. Sormak istediginiz extra detay olur ise her zaman yazabilirsiniz.. Sonraki postlarda bolgenin kendine has yasamini, gorulesi, sevilesi, tadilasi her guzelligini dilim dondugunce anlatacagim.. 

SON SOZ :) Puglia icin, Italya'nin en guzel bolgesi demek cok iddali bir yaklasim olur lakin bana gore ulkenin her karis topragi birbirinden keyifli ve zevklerimize gore degiskenlik gosterecek "en"lerle dolu.. Ancak "Guney'in Toskana'si" diye bahsedilen ve kesinlikle abartidan ve gosteristen uzak guzellikteki sehirler ve köylere sahip bu nefis bolge Italya sinirlari icinde bir inci tanesi olabilir ! Ve hic mubalaga katmadan sunu soyleyebilirim ki esas Italya ile Puglia'da tanistik biz...  

Hala bakir, hala saf, asla turistik degil, fakir ve cok gercek.. 

sevgiler
lulu
xxx

2 Haziran 2017 Cuma

Bir nefes BOZCAADA

Can’im Hayat ;

Senelerdir “must” diye bahsedilen ama benim seyahat kibrimin israrla reddettigi bir destinasyona daha tik atmanin sevinçlerindeyim ! Ancak ve ancak ertelediklerimi yasadigim ve de cok sevdiğimde hissedebildiğim o tanidik, heyecanla harmanlanmis huzur var içimde.. Bi cesit sevilesi duygular, sahane bir yükseliş… 

Hikaye şöyle ;

1 Mayis’in resmi tatil oluşu ve Pazartesi gününe denk gelişi bahar mevsimini doyasiya yasamak ve Yaz’a merhaba demek icin kacirilmaz bir firsatti.. Nasil olduysa bir anda ortaya Bozcaada fikri cikti ve tatile cikmakta hic tereddüt etmeyeceğim arkadaslarimla kendimizi planlar yaparken bulduk..

Seyahat gunu, Tekirdag yolu üzerinde yol alirken, kendimize gerçek anlamda bir guzellik yapip; Canakkale’ye Lapseki feribotuyla ulaşmak yerine, Eceabat’tan kalkan feribotu yakalamaya karar verdik.. Bahara tam anlamiyla uyanmis bir doganin görüntüleri esliginde, doyulmaz bir yolculuktu. Ayrica Eceabat feribotu daha sakindi, minikti ve kisaydi da ayni zamanda… Feribot sonrasi yine köy yollarini kullanip, Geyikli Feribot Iskelesi’ne ulasana dek doganin renklerine sahitlik etmeye devam ettik.. Toplam yol suremiz belki 1/1,5 saat kadar uzadi ancak ruhumuzu doyuran bir yolculuktu..


Yeni kesif destinasyonlarinda gidilecek yere uçaktan atilan ilk bakis, feribot ile yaklasirken gözüme ilk değen ya da araçtan indiğim ilk an hissettiklerim tatilin devami icin cok bağlayici oluyor.. Bozcaada’ya feribotla yaklasirken içime tanimsiz bir sakinlik yayilmisti.. Aslina bakarsaniz, gelecek uc gunun bu sakinlikle geçecegine inanmak cok zordu benim icin lakin hayati yavaslatmayi yurt içi tatillerinde pek gerçekleştirebildiğimi söyleyemem.. Ama ada farkliydi. Ada ic serinleticiydi. Ada yüreğimi hep sakin tuttu.

 Konaklamak icin otel deneyimi yasamadik biz. Can'im arkadasim Ahu'nun Toskana bahcelerinden kopup gelmis muhtesem evinde ve bahcesinde dinlendirdik ruhumuzu.. Her konustugunda beyninden opmek istedigim Cigdem'in de dedigi gibi; evin ve bahcenin her kosesi basli basina dogal bir enstalasyon calismasi sunuyordu adeta.. Eger ki, ada hayatini daha evvel yasamis ve sindirmis olsaydik gecelerimizi evin bahcesinde kalabalik soframiz, saraplarimiz ve essiz muhabbetlerimiz ile taclandirirdik eminim..

 

Rum mahallesi adanin elbette en cezbedici yeri kabul ediliyor.. Bir bakima da oyle ! Oncelikle, stratejik konumu nedeniyle bir cok kulturun izlerini tasiyan adaya Rum el’i değmiş olmasini minnetle karsiliyor insan.. Mimarinin sade, naif ve ozgun hali ara sokaklarda insanin salina salina ve gülümseyerek yürümesine neden oluyor.. Turk ve Rum kulturlerinin ic ice yasamis olmasinin yansimalarini izlemek gerçekten cok keyifli.. Ayrica adanin dar sokaklari hala mağazalar ile tiklim tikis bir hal almamis.. Bu yonu ile Alacati'nin -bana gore- sevimsizligine zerre benzemiyor ve ticari bakislarin otesinde bir içtenlik var tum ada esnafinin gözlerinde.. En azindan sezon disinda bu his cok cok kuvvetli hissediliyor..  






Corvus; adanin sarap üreticileri arasindaki en tanidik isim, ancak biz daha yerel tadlar pesindeyiz.. Talay Sarapcilik; geçmişten bildiğimiz ve tadim yapip gelişimini görmek istedigimiz bir başka isim.. Merkezde bulunan magazalarindan tadim yaparak değil de (2013 yilinda cikan bir kanun ile alkol tadimi ne yazik ki yasaklanmis) satis ekibi ile damak zevkimizi konuşarak bir kac sarap seçiyoruz.. Amadeus ise, sarap zevkine guvendigimiz yakin bir arkadasimizin onerdigi bir diğer isim.. Ada merkezine 10 dakika mesafede cok keyifli bir fabrikasi ve fabrika onunde de sirin bir barlari bulunuyor.. Burada bes saraplik bir tadim menusu satin almaniz mumkun.. Bu sansi kullanip, keyifli müzikler eşliğinde tadim yapiyor ve favori şarabimizi belirleyebiliyoruz ancak aradigimiz yine de bu değil ! Ahu'ya sürekli "ev sarabi bulamaz miyiz ?" sorusunu yöneltiyoruz.. O da bize; "artik yapan varsa dahi ancak kendine yapiyor, satani bulmak imkansiz" diyor, uzuluyoruz.. Ama, unutmamak lazim ki evren muthis bir enerjiye sahip ! Bizi Faruk Senten ile karsilastiriyor.. Onunla karsilasma şansimiz; ev camının onune yerleştirdiği, uzerlerinde dunya edebiyatinin önemli kalemlerinin isimleri yazili bos cicek saksilari.. Biz bu evin sahibi kimdir acaba diye dusunurken ve saksilara hayran olmuşken, Faruk Bey evinin kapisindan disari cikip bizi goruyor ve basliyoruz ayak uzeri muhabbete.. Edebiyat dunyasindan girip, saraptan cikinca, ev sarabi yaptigini öğreniyoruz ! Hadi diyor, benim kisa bir isim var. Siz de dolaşmaya devam edin ve sonra evin onunde yeniden bulusalim… Yarim saat kadar sonra Faruk Bey’in kapisi onundeki minik verandada hem beyaz şarabimizi, hem de kaliteli bir sohbeti yudumluyoruz.. Bu arada sarap da sarap yani.. Keyfimiz nasil yerinde siz duşunun..



Oradan cikip yine adayi keşfetmeye devam ediyoruz.. Alpcan’a sevinc cigliklari attiran graffitiler goruyoruz yol üzerinde. Çabasiz guzelligi ile isildayan evler, doğada gözlenmesi en keyifli ciceklerden biri olan gelincikler ve kendine has mekanlar degiyor gozumuze.. Vaktimiz bol, acelemiz yok.. Hava tam tadinda..



Yol, bizi eskiden mezbaha olarak kullanilan Salhane’ye ulastiriyor.. Mekan, gunduz cafe aksam da bar olarak hizmet veriyormus. Kayalarin arasinda ve denizin tam olarak yani basinda konumlanmis.. Hem deniz, hem de kale manzarasıyla cok sevilesi ! Insan içip icip kendini sularak bırakabilir burada :)


Ada sokaklarindan liman bolgesine dogru indigimizde, gerçekten ada içinde saklanmis bir cennet oldugunu dusundugumuz Miskin Seramik Atolyesi ile karsilasiyoruz.. Bulundugu binanin dokusunu hic bozmadan dekore edilmiş oluşu ve ferahligi ile çiçekleniyoruz adeta icinde... Sanirim bir saat kadar bir sureyi burada geçiriyoruz.. Adaya bir de sezonda gelip, duzenledikleri seramik atolyelerine katilabilmeyi diliyoruz kizlarla.. Alpico bile “Cok güzel yapilmis hepsi. Seçemiyorum anne” diyor mutlulukla…




Adanin hayran olunasi bir diğer yani da plajlarinin hala bakir kalabilmiş olmasi ve limadan dahi denize girebiliyor oluşunuz.. Her Yunan adasinda, limanin temizliğini ve suyun berrakligini görünce bizi sarmalayan, sinirle karisik “neden bizim denizlerimizde bu berraklik mumkun değil ?” sorunusu burada kesinlikle unutuyoruz.. Adanin bakir koylarindaki yasam içimizi ısıtıyor, Ayazma’nin buz otesi denizinde kendimize geliyor, gunes batimi öncesi Beylik Plajı’nda görsel bir solen yasiyoruz.. Gunes, bulutlar yüzünden deniz ile buluşamasa da, bulutlarin ardina saklanişina büyüleniyoruz.. Seneler once karaya oturmus sogan gemisi de resim karelerimizi kesinlikle daha romantik kiliyor...

Ruzgar, ada hayatinin vazgeçilmez bir parcasi.. Onsuz ada, ada değil sanki.. Gel gelelim, evren nefis bir kiyak çekiyor bize.. Ayazma’da serin sulara daldigimiz gun neredeyse esmiyor ve gunes isinlarinin bizi isitmasina izin veriyor.. D vitaminine doyuyoruz !

 



Lezzet derseniz, aklima ve de ruhuma kazidiklarimi soyle listeleyebilirim ;  

Rengigul Art & Kitchen’da son yillarin en keyifli kahvaltilarindan biriydi benim icin.. Cok mu bulunmaz ? Değil ! Ancak sanat ile ic ice dusunulmus, sergi gezerken tabaginizi ust kalite malzemelerle donattiginiz; pişili, ziyadesiyle güler yuzlu ve renkli bir kahvaltı.. Insan boylesi keyifli isletmeleri pek kolay bulamiyor o nedenle de tadina doyamiyor..



Vahit’in Yeri; Ayazma öncesi ya da sonrasi ogle yemeği icin tercih edilesi bir mekan.. Cok butik bir işletme olduğu söylenemez ancak Yunan adalarinda görmeye aliskin olduğumuz ada haritasi baskili kagit masa ortuleri, geniş zeytinyagli cesitleri ve kalabaligina rağmen hala anne patatesi kizartiyor oluslari nedeniyle NET sarip sarmalanasi ;)


Cabali Meyhane; aksam yemeği icin tercih ettiğimiz mekanlardan biri.. Kaya koruğu ve zahter mezesi ile aklima muhurledim kendilerini..



Coffee Shelter; adanin ucuncu kusak kahve fikrinden fazlasiyla nasibini almis mekani.. Evet ben pek -hatta hic- kahveci değilim ama ortami ve dekorunu sevmemek ne mumkun ?! Shelter'a girer girmez kendimizi bambaska bir doneme isinliyoruz kizlarla ve yine telassisizca tadini cikartiyoruz bulundugumuz anin.. Enfes !



Bu arada bazi mekanlarda kahvenizin yaninda gelincik likoru sunacaklar.. Bu enteresan ve ferahlatici lezzeti tatmanizi tavsiye ediyorum.. Hele ki kahvaltida recelini bulursaniz aman aman diyeyim, es gecmeyin !  ;)


Dondurmalarimizi elbette “Cicek Dondurma” dan aliyoruz.. Bu bir ada klasigiymis meger.. Lavanta, Incir ve Bal Badem’e bayiliyoruz..






Ve donuse geçmeden, Veli Dede’nin efsane kurabiyelerinden de nasipleniyoruz ! Tavsiyem kurabiyeleri orada taze taze yemeniz ve az miktarda yaniniza almaniz lakin tazeliğini kaybedince ayni lezzet etkisini almaniz pek mumkun olmuyor.. Sakizli kurabiyesi pek meşhur. Bense tereyagli olani daha bi cok seviyorum.. Mis !


Iste boyle Hayat.

Ve, icim sana cok çiçekli Bozcaada.. 
Umarim durdurulmasi neredeyse imkansiz gelisimin, büyünü korumani engellemez... 

sevgiler
lulu
x