22 Ağustos 2011 Pazartesi

Bodrum Bodrum..

Tatil asklarimi eksiksiz yanima aldim !

Canim sevgilim, kuzumuz Alpico, kitaplarim, degismez Lancaster gunes kremlerim... Istikamet Bodrum.. Aslinda daha cok doya doya ozlem giderelim istiyoruz Bodrum ile.. O nedenle de planimiz iki haftayi dolu dolu Bodrum ve civarinda gecirmek.. 

Ilk hafta planimiz Bodrum/Gundogan'i yasamak.. Alpico icin de mantikli bir secim oldu diye dusunuyoruz lakin Gundogan'in uzun kum plaji aileler icin cok tercih edilesi.. Bir de yerli turisten ote, kasaba sakinlerinin ve yazlikcilarin bulundugu bir bolge.. Ikinci hafta ise bayram yogunlugu nedeniyle Bodrum ve yakin cevresinden uzaklasip, ruhsal detoks mabedimiz guzeller guzeli Mazi'ya gececegiz.. Orasi olmadan hem gercekten dinlenemiyor, hem de yaz tatilleri icimize tam olarak sinmiş saymiyoruz.. 

Ayrica gecen yil Alpcan henuz karnimdayken Mazi'ya gittigimizde aklimiza yazdigimiz gibi, asagidaki fotografin Alpcan patili halini cekmeyi de ihmal etmeyecegiz.

Tatil donusu gorusmek uzere..

sevgiler
lulu
x


19 Ağustos 2011 Cuma

CHEZ LEON - BRUKSEL


2009 yili Haziran ayinda yaptigimiz uzunca bir Avrupa seyahati icine Brüksel'i buyuk bir heyecanla eklemistim cunku Brüksel sehri Alper acisindan babasi Belcika Kraliyet Akademisi'nde egitim gordugunden manevi olarak pek degerli bir sehirdi.. Benim icin ise cocuklugumun en sevgili cizgi dizisi olan Sirinler'in anavatani olmasi nedeniyle pek ilgi cekici bir sehirdi. Sirinlerin yaraticisi Pierre Culliford'a neseli cocuklugumun en onemli parcalarindan biri oldugu icin tesekkur edebilmek fikrini sevdim.. 

Gitmeden aklima gelen ilk iki sey "Sirinler" ve "Kraliyet Akademisi" olsa da, geri dondugumde aklimda ve damagimda iz birakan ucuncu isim Chez Leon oldu !

Chez Leon, sanirim midye severlerin Belcika'daki mabedi olmali.. Her ne kadar fazlasiyla populer bir adres olsa da, midyeleri bu aşiri talep altinda lezzet performansindan bir sey kaybetmemis.. Seyahate cikmadan once Chez Leon ziyareti yapmis tum arkadaslarimiz tavsiyede bulunmustu.. Biz de lezzetini deneyimledikten sonra herkese tavsiye eder olduk.. Siz siz olun "cok kalabalik", "cok turistik" vs gibi yapilan yorumlara bakmayin ve tum dunyanin deneyimlemeye doyamadigi bu lezzete bir sans verin.. 

Bu arada Chez Leon midyelerini kendi yetistiriyor ve pisirilmeye uygun bir hale getirmek icin de temizligini kendi yapiyor.. Sanirim lezzetin en onemli asamasi bu temizlik asamasi.. Elbette sonrasinda da pisirme islemini, midyeleri kabuklu pisirilmeye uygun hale getirerek ve cesitli aromalar katarak gerceklestiriyorlar..

Sunum icin son derece basit ve lokal emaye midye tencereleri kullaniyorlar.. Bir tencereyi keyiften catlayarak bosaltirken, bir taraftan da kabuk tencerenizi dag gibi buyutuyorsunuz.. Yaninda da extra leziz Belcika patatesi ve yerel birasi... 

Yumm Yumm !
   
sevgiler
lulu
xxx

 NOT : Paris'te Leon'un iki ayri subesi var. Biz gecmisteki Paris seyahatlerimizde bu iki subeyi de ziyaret ettik ama su cok net ki; lezzet ayni dahi olsa (ki degil..), Belcika'daki mekan ambiyansini yakalamalari pek mumkun degil.. 





   

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Sozun Bittigi Gun..


Henuz #17Agustos1999 Buyuk Marmara depreminin 12. yilinin yasini yasayamadan yine icimizi yakan sehit haberleri ile gune basladik !! 

Ve yine sadece bos yere lanet ediyoruz.... !

Sehitlerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabirlar diliyorum.. 


16 Ağustos 2011 Salı

MADONNA



Ne mutlu bana ki bende Madonna gibi bir Aslan kadiniyim :) 

Happy Birthday MADONNA ! 

Dunya muzik sektorunun icinde bu kadar uzun yillardir varolup, varoldugu donem icinde her zaman donem otesi muzik yapabilen yagane insanlardan biri kesinlikle sen olmalisin..

Hangimiz unutabilir ki; 80'lerde Like a Virgin, Papa Don't Preach, La Isla Bonita, Like a Prayer.. 90'larda Vogue, Justify My Love, Frozen ve 2000'lerde Music, Don't tell Me, American Pie, 4 Minutes gibi saheser hitlerini.. 

Madonna kalbimize oldugu gibi Guinness Rekorlar Kitabina da adini altin harflerle yazdirdi haberiniz oldu mu? 

2007 yilinda "tum zamanların en basarili kadin muzisyeni"
2000 yilinda "tum zamanlarin en basarili solo kadın sanatcisi"
2010 yilinda ise "tum zamanlarin en cok satan kadin sanatcisi" olarak tarihe gecti.

Bence bu muhtesem kadinin dogum gunu icin tum gun Madonna dinlemeli ve gecemizi de Madonna'yi daha iyi anlayabilmek icin "Madonna Truth or Dare" belgeseli ile taclandirmaliyiz..

x
lulu

12 Ağustos 2011 Cuma

GLETSCHERGARTEN LUZERN

2009'Eylul ayinda yaptigimiz uzun Isvicre seyahatimizde heyecanla gormek istedigimiz sehirlerden biri de Luzern'di ! Hatt belki de en heyecanlandigimiz sehir kendisiydi... Bu heyecanla ucaktan iner inmez ilk is Luzern'e dogru yola aldik.. 

Ama nedense Luzern dendiginde aklima ilk gelen sehrin ve cevre doganin guzelliklerinden ote "Gletschergarten Luzern" oluyor... Hem beyin açici bilgiler edinip, hem de fazlasiyla eglenceli vakit gecirdigimden olsa gerek... :) Yoksa aklima bu denli derin kazinmasini baska turlu aciklayamam.. 

Peki nedir tam olarak Gletschergarten ? 

Yerli halk "Isvicre'nin kalbinde Luzern, Luzern'in kalbinde ise Glacier Garden bulunur" der.. Burasi icin hem bir park, hem de doğanin kendi elinden yaratilmis bir doğal muze oldugunu soylemek mumkun.. Muze tarafinda bir zamanlar buzullar ve buzul cukurlari ile kapli olan Luzern'e dair etkileyici bilgiler veriliyor.. Buzul ile kapli Luzern'i ogrenip kucuk bir sok yasayip bu fikre alisirken, bir anda yer katmanlari arasinda bulunan fosillesmis midye ve palmiye yaprakları ile karsilasiyorsunuz.. Bu sayede Luzern'in bir donemi (ki bu yirmi milyon yil kadar oncesi demek) tropikal bir plaj olarak gecirdigini ogreniyorsunuz.. Sasirticidir bilgiler.

Ayrica muze, multimedya sovlar ve interaktif bilgi sistemi ile dunyanin en heyecan verici zamanlarindan biri hakkinda kolay ve anlasilir bir bilgi sistemi sunuyor.. Buyukler ve hatta cocuklar icin de fazlasiyla ilgi cekici bir yer oldugunu dusunuyorum..

Iki favori bolumum var muze ve parka dair.. Iki bolumun de hikayesini kisaca anlatmak istiyorum size.. 

1. Franz Ludwig Pyffer von Wyher, Isvicreli bir tegmen. 1750'li yillarda askerden emekli olup memleketi Luzern'e gelmis ve arazi taramasina baslayip, haritalar hazirlamis.. O donemler pek haritalarin hazirlandigi donemler degil ve kendisi Alplerin en dev ve en buyuk olcekli harita modelini yaratan insan.. Bu harita cizimle degil; kil, kömür, macun, mum vs gibi malzemeler ile hazirlanmis ve muzede bu etkileyici haritayi gormeniz mumkun.. 

2. Ayna Labirenti (Miror Maze); Granada'nin unlu Alhambra'si tarzında hazirlanmis doksan farkli aynaya sahip muthis etkileyici ve sasirtici bir bolum.. 1800'lu yillarindan sonunda Luzern'de yapilmis. Koridorlar sonsuz uzaklikta gorunurken kısa bir surede sürede koridor sonuna ulasiliyor.. Kafa carpmalar, kahkaha krizleri.. Hepsi serbest ! 

Bu ayna bolumu disinda parkin icindeki acik arazide de birbirinden eglenceli bir sürü eglence aynasi bulunuyor.. Cocuklarinizla bu bolumlerde nasil eglenirsiniz tarif etmek bile zor.. :)

Address : Denkmalstrasse 4, CH-6006 Luzern
http://www.gletschergarten.ch/

Muze ve park eminim ki Isvicre'nin dingin, sakin ve kurallarla suregiden yasam sekli icinde inanilmaz eglenceli bir durak olacaktir.. 






iyi eglenceler
lulu
x

11 Ağustos 2011 Perşembe

KARADAG'in guzeli ; KOTOR




Sabah seyahat yazilari okurken karsima Kotor cikinca, hizlica bir tavsiye yazisi yazma istegi uyandi icimde..

2008 yilinda henuz seyahat rotalari ufak ufak Hirvatistan'i gostermeye basladiginda cok cok keyifli bir Dubrovnik seyahati yapmis ve seyahat sirasinda Hirvatistan'in sinir komsularindan biri olan Karadag'a da gecip, guzeller guzeli Kotor'u ziyaret etmistik.. 

Unesco tarafindan korumaya alinmis bir sehir Kotor ve Hirvatistan'a yakinligi nedeniyle ozellikle de Dubrovnik sehri seyahatlerine kesinlikle eklenmesi gereken bir destinasyon.. Korfez olaganustu bir guzellige sahip! Dunya gozu ile su ana dek boyle buyuleyici bir manzaraya baktigimi henuz hatirlamiyorum.. Dusununce hala heyecanlandigim en unutulmaz goruntu; korfez boyunca aracimizla ilerlerken, daglardan korfeze dokulen selalelerdi.. Elbette bu gittigimiz ayin bize sundugu bir manzaraydi ve yazin gitsek bu goruntuye sahitlik etmemiz mumkun olmazdi.. 
Yalniz bu detayi bosverip, tabloyu bir hayal eder misiniz lutfen ? Hayal edin diyorum lakin bir resim cekecek kadar bile kendimde degildim bu seyahat suresince.. 

Kotor, Lovcen ve Orjen daglarinin eteklerinde konumlanmis durumda.. Sehir surlarin icinde olmasi nedeniyle tarihi olarak yeterli doygunlugu ziyaretcilerine verebilirken, ayni sekilde surlarin disinda tarihi atmosferi ozenle korunmuş durumda.. Sehir duvarlarindan iceri girdiginiz anda dar sokaklarda, minik kafelerde, ozenle korunan kliselerde cok cok huzurlu ve dingin vakit gecirebilirsiniz.. Yapmaniz gereken tek sey salina salina, kaybola kaybola yurumek..
 
Henuz tam olarak kesfedilmemisken ve fiyatlari Avrupa ortalamasinin altinda seyrederken, ertelenmeden gidip gormenizi "siddetle" tavsiye ediyorum ;) Zaten cok net gozlemleyebilirsiniz ki onumuzdeki yillarda populer bir yaz tatili destinasyonu haline gelecektir..

lulu
x

6 Ağustos 2011 Cumartesi

NAXOS ISLAND

En yakin arkadaslarimdan birinin yunan olmasının etkisiyle Yunan adaları dendiginde benim aklima Turkiye'ye sinir olarak yakin olan Kos, Rodos, Simi, Sakiz, Meis vs. gelmiyor lakin hakiki yunan kültürü ve mutfalarinin lezzetinin ancak yunan anakarasi ya da anakaraya daha yakin olan adalarda ciktigina inaniyorum.. Bu adalardan en populer olanlar; Yunanistan'in Guney Ege tarafinda konumlanmis 220 adet irili ufakli adadan olusan Kiklad adalar grubu.. Kiklad adalari icinde yuzolcumu olarak en buyuk olan ada ise; bu yilki ilk deniz tatilimizi gecirdigimiz Naxos Adasi.. Gectigimiz yil henuz iki aylik hamileyken gidip, buyuk bir keyif aldigimiz ve yine bir diger Kiklad adasi olan Paros sonrasi Naxos plani kafamizda neredeyse netlesmisti..

Ayrica Alpcan birlikte gecirecegimiz ile ilk deniz tatilimiz olacakti ! Pek heyecanliydik.. 

KONAKLAMA : 

Naxos dedigim gibi Kiklad adalar grubunun yuzolcumu olarak en buyuk adasi.. Hakikaten muthis buyuk bir ada.. Bazen adada oldugunuzu unutturacak kadar buyuk.. Bu hissi bir de Palma Da Mollorca adasinda hissetmistik yillar evvel.. Buyuk olusunun bize hissettirdigi bir dezavantaji yok bu arada.. Naxos'un merkezi olan Chora konaklamak icin tercih edilecek bir bolge degil diyebilirim. Chora'ya yakin bir cok kucuk yerlesim ve plaj alternatifi bulunuyor.. Biz tercihimizi "Agia Anna" plajindan yana kullandik.. Cok cok sirin, modern ve dahasi kendimizi hakikaten evimizde hissedecek kadar sicak yaklasimli bir personeli bulunan bir butuik otelde konakladik..

Tavsiye eder miyim ? kesinlikle... http://www.iriabeach-naxos.com/

GUNLUK PLAJ AKTIVITELERI :

Ege Denizi ve hele ki bir yunan adasinda olmak kuskusuz ki kristal sularda yuzmek demek.. Bu anlamda Naxos'un tum kiyi hatti bu beklentiyi karsilar durumda.. Yalnizca ruzgarli ya da sakin sulari iyi ayristirmak gerekiyor lakin ada ruzgar anlaminda da iddali bir konumda.. Sectiginiz kiyi hattina gore hem yuzmek icin, hem de ruzgar sorfu yapabilmek icin onlarca farkli plaj alternatifiniz olacak.. Bugune dek motor ya da ATV ile yapmayi tercih ettigimiz ama bu yil Alpcan'in varligi ile araba ile gerceklestirdigimiz kiyi hatta hop on hop off plaj turunda en sevdiklerimizi soyle siralayabilirim : Otelimizin de bulundugu Agia Anna Plaji. (Agia Anna plajinda guneslenmek ve gun boyu lezetli yunan mutfagina kolayca ulasabilmek icin Babana Beach Club'i tercih ettik..) Agios Prokopios (adanin en turistik ve en uzun plajlarindan biri ve gun batimi saatlerinde sahilde at gezintisi yapmak gibi bir guzelligi var), Kastraki, Aliko.. Diger plajlar kotu mu ? Elbette degil..


Banana Beach Club 


Agia Anna Plaji ve Alpcan'in ilk deniz tecrubesi.. 


NAXOS'un DAG ve KIYI KÖYLERI ve YEME - ICME :

Filoti, Apirantos ve Arseniko adanin kendine has koylerinden en sevdigim uclu.. Ozellikle Filoti'yi cok cok sevdik.. Mevsim nedeniyle hava cok cok sicakti ve koy gezmek her ne kadar keyif verse de, bir yandan da bunyemizi zorladi ancak Filoto'nin koy merkezinde bulunan meshur çinar agaci henuz kendisini gorur gormez bizi serinletmeye basladi bile ! Agac altinda soluklanip Platanos Cafe'de buz gibi frappelerimizi icip, bir de uzerine tazecik yaz meyveleri ile hazirladiklari waffle denemesi yaptik.. 




Cok sevdigimiz ve kesinlikle her Naxos'a gidecek olan ziyaretcilerin gormesini istedigim, hissi ruhumuza islemis bir kiyi koyu bulunuyor. Adi Moutsouna. Apirantos sonrasinda arabanizin direksiyonunu direkt sahile kirarsaniz Moutsouna'ya ulasabilirsiniz.. Moutsouna minnacik bir balikci koyu. Billur gibi bir denizi, sakince bir yasami ve taptaze deniz urunleri sunan uc sirin restorani bulunuyor.. Burada yenecek sakin ve huzurlu bir ogle yemegi bizim ruhumuzda biraktigi kadar derin ve unutulmaz bir his birakacaktir, hic suphem yok.. Biz yemek icin tercigimizi "To Sixtu" dan yana kullandik ve yemek arasi restoranin hemen onunden kisa kisa denize girip ciktik.. Muthis keyifliydi. 



Yunan mutfagi siir yazilasi bir lezzette ve bizim ulke olarak damak tadimiza da cok cok yakin.. O nedenle nerede ne yemek isterseniz eminim ki tatmin olacaksiniz.. Deniz urunleri sevenler icin; kimyasal kullanmadan lokum kivamina getirdikleri ahtapotlari, tazecik karidesleri, deniz taraklari, tek lokmalik baby fishleri.. Et sevenler icin; hem tencere et yemekleri, hem izgara etleri ve hatta yunan köylerinde pek sevilen kokorecleri ile her daim lezzetli ve de taze bir mutfaklari var.. Makarnanizi istediginiz malzemelerle hazirlanmis olarak rahatca bulabilir, risotto yerine bizim tel sehriyemizi bolca tuketebilirsiniz..

Tecrube ettigimiz bir aksam yemegini ozellikle tavsiye etmek istiyorum lakin yemeklerin tadi damagimizda, mekanin samimiyeti ise ailemizde degerli bir yerde.. Chora'da turladiktan sonra yemek icin travel dergilerden not aldigim Meze2'ye dogru giderken "Zorbas" isimli lokal bir restaurant gorduk. Kucuk bir tekne icine yerlestirdikleri taze balik ve deniz urunlerini gorunce de aksam yemegi icin kararimizi fazlasiyla populer gorunen Meze2 yerine Zorba'dan yana kullandik.. 

Zorba'nin sahibi seneler once Pire Limani'nda bir restoranda bulasikcilik yaparak ise baslayip, sonunda bir yunanli ile evlenip Naxos'a yerlesen tatli bir Sinop'lu imis meger.. Nuray Bey'in hikayesini cok sevdik ve restoraninda garsonluk yapan caliskan kizlari  Natalia, Maria ve Anna sayesinde enfes bir masamiz oldu..

Bu gecenin bir diger surprizi ise, arka masamizda oturan ve Gocek'ten yelkenlileri ile yola cikip tum Kiklad adalarini dolasan üç çilgin Turk denizci ile tanismakti.. Naxos gibi cok az Turk ziyaretci alan bir adada bu tesaduf hepimizin pek hosuna gitti.. Ucu de birbirinden basarili Atilla,Mehmet ve Yavuz Bey'in hem is hayatlarini, hem yasam hikayelerini hem de yelken asklarini dinlemek bizi muthis yukseltti.. Hayat onlara bir suru guzellik sunmus ve onlar da bu guzelliklerin keyfini hakki ile cikartiyorlar.. Nefis ! 

Ayrica tatli bir bahce ici restorani Doukato, Tipik bir yunan tavernasi Lucullus ve Wine Restaurant Labyrinth'i onerebilirim.. 






ULASIM : 

1. Atina ucusu uzeri Naxos'a ic hat ucusu yapmaniz mumkun.. Bunun icin yerel Yunan havayolu sirketlerini kontrol edebilirsiniz.. 

2. Atina ucusu sonrasi, otobus ile Pire Limani'na 45 dakika gibi bir surede ulasabilirsiniz.. Pire Limani'ndan Naxos'a giden bir cok farkli ferbot firmasi bulmaniz mumkun.. Biz Paros adasi icin Blue Star firmasini kullanmisti ancak Blue Star firmasinin hizli feribotlari bulunmuyor ve Naxos'a yolculuk Paros'tan daha uzun suruyor.. Eger ekonomik olmasini zaman tercih ediyorsaniz Blue Star tercihiniz olabilir.. 

3. Daha yuksek bir bedel odeyip, zamandan tasarruf etmek isterseniz; hizli feribot firmalarindan Hellenic Seaways ve SeaJets firmalarinin hizli feribotlarindan bilet temin edebilirsiniz.. Yuksek sezonlarda biletlerinizi seyahat oncesi online olarak almanizda daima fayda olacaktir.. 
(Hellenic Seaways' - HighSpeed 4, Paros uzeri Naxos'a seyahat eder..)

Mutlu tatiller
lulu
x

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Barbaresco ve Barolo

Her ne kadar yaklasik yedi aydir anneligin en birinci gorevi olan emzirme eylemimiz nedeniyle pek sevdigim ve sosyallesirken ya da evde rahatlamak istedigimde bir kac kadeh icmeyi sevdigim sarap ile arama mesafe girmis olsa da; bilgiler, birikimler, meraklar gelecek icin not ediliyor..  

Hic bir zaman oturup bir sise sarabi actirip, kendi basina icen biri olmadim ya da surekli sarap tuketen biri de degilim ancak ictigim sarabin kalitesi olmasi, yedigim yemege verdigim ozen kadar onemli benim icin..

Gectigimiz hafta Italya'dan bir misafirim vardi.. Kendisi her Italyan gibi sarapsever, ancak bu konuda ciddi bir kulture de sahip.. Seyahat ve yemege olan ilgimi bildigi icin harika sarap onerilerinde bulundu ve bu sohbet genel olarak Tuscany bolgesinden Chianti saraplarini tercih eden ben icin keyifli bir yere vardi..

"Barbaresco" ve "Barolo"

Cizmenin kuzeyinden, İtalyan Alplerinin eteklerindeki Piemonte bölgesinden.. Ikisi de kirmizi ve kaliteli Nebbiolo uzumunden uretiliyor ve kesinlikle Italya'nin en kaliteli saraplari olarak tanimlaniyor.. Hatta ; Italyanlar icin Barolo "king of wines" , Barbaresco ise "queen of wines" olarak siniflandirilirmis.. Paolo "cok klasik bir Italyan soylemidir ama ben de kesinlikle ayni fikirdeyim; yıllanmış bir Barolo içmek ayni ulkeyi farklı yaşlarda görmeye benzer" yorumunu yapti.. 

Bir baska onerisi ise ; "La Crima Di Morro D'alba Superiore" 
Paolo der ki ; bu sarabi icersiniz ve aglarsiniz !
O kadar...

Keyfiniz bol, Pazartesi’niz sendromsuz olsun ;)

sevgiler
lulu
x