22 Temmuz 2011 Cuma

HER BILEGE BIR SHAMBALLA :)


Vakit; deniz, gunes, kum, fresh yemekler, iceceklerle dolu serin seyahatler vakti.. Sicaklar iyice tavan yapmis, bizler kosar adim yaz seyahatlerine dagilirken size harika bir plaj aksesuari tavsiye ediyorum ..

Shamballa felsefesiyle ilgili iseniz nefis, degilseniz de oyle... ;)

Peki nedir bu Shamballa derseniz... ? 

Kisaca;  Shamballa bir bilinc hali ve farkindalik safhasidir.. Temel niteligi dinamiktir ve calisma tarzi da ilhamdır.. Shamballa ayrıca Tibet’in Himalaya daglarinda yerlesik olan Tanrilarin sehridir, “Shangri – La”dır ve bu sehirde ancak " Aydinlanma" dedigimiz bilinc seviyesine erismis olan insanlar oturur..

Nerede bulurum derseniz ‘www.serdarkochisarli.com web adresinin iletisim bilgileri kismindan telefon numaralarina ulasabilir..

Happy Friday !!







19 Temmuz 2011 Salı

ROMA


Bizim icin Istanbul yerine yasamak isteyecegimiz yegane sehirdir Roma.. Yillar icinde bu fikir degisir mi bilmem ama su an fikrimiz bu..

2009 yilinin Ekim ayinda yaptigimiz hakikaten unutulmaz bir Roma seyahati var.. O seyahatte sehir icimize iyiden iyiye sinmisti.. Bazi sehirler boyle oluyor zaten.. Bir kere ziyaret etmekle sehrin yasam dinamigine dahil olmak pek mumkun olmuyor ama sonraki seyahatler ilkine gore ciddi oranda farklilasiyor.. Milano da boyledir bizim icin, Atina da ve elbette Paris de.... O nedenle asla ziyaret etmekten bikmaz ve daima bir parcamizi o sehirlere ait hissederiz..

Roma bu sehirlerin icinde bir parca daha farkli bir yerde diyebilirim, lakin Sistine Sapeli'nde diledigimiz Alpcan cok sukur ki su an hayatimizda..

Roma hakkinda soylenecek cok sey ve benim de biraksaniz sayfalarca anlatabilecegim deneyimlerim var, ancak sevdigim bir kac adresi yazip hafiften bir ozlem gidermek ve bu sayede o sehre geri donemek istiyor ruhum.. 

Roma deyince bizim aklimiza hemen ve sadece yemek geliyor cunku deneyimledigimiz en lezzetli Italyan mutfagi (su ana dek) o sehirde bulunuyor.. Aslinda bu konuda tesekkur etmem gereken en onemli kisi muthis bir oyuncu ve harika bir dunya insan olan sevgili "Serra Yilmaz". Kendisi bize nefis bir restarant rehberligi yapiyor ve sayesinde derler ya tam olarak "nokta atislari" yapiyoruz.. 

Peki nedir bu Roma'daki nokta atisi derseniz, soyle anlatabilirim.. Bir gununuzu hatta bu gun mumkunse Pazar gunu olsun, lakin sehrin eski yerlesim bolgesi Trastevere'de bulunan  "Porta Portese" pazarina ugramak da pek keyifli.. Pazarda hem peynir, makarna, sarap alisverisinizi yapar, hem de -eger sansliysaniz- kiyafet dolabiniza nefis parcalar eklersiniz.. Sonrasinda Transtevere bolgesinin dar sokaklarinda kaybolup, yemek icin nefis bir adreste duraklarsiniz.. 

"LE MANI IN PASTA" 
Adres : 37 Via Dei Genovesi. (Rezervasyon sart)





Biliyorum cok turistik.. Biliyorum her ilk seyahatte "must" destinasyonlardan biri sayiliyor ama yine de ALFREDO bir klasik ve tarifi sir gibi saklanan lezzetli "Fettuccine Alfrodo" denemek kacinilmaz.. Bu arada tavsiye edilen, yemek esliginde Alfredo'nun kendi ozel uretim saraplarindan da icmek..

"ALFREDO"
Adres : Piazza Augusto Imperatore 30. 







Roma'da Pizza icin yuzlerce alternatifiniz var ama BAFETTO bir baska.. Ogle yemegi icin lutfen ve mutlaka :)

"BAFETTO"
Adres 1 : Piazza del Teatro di Pompeo, 18 
Adres 2 : Via del Governo Vecchio, 114


Afiyetler 
lulu
x

6 Temmuz 2011 Çarşamba

BRUGES


Bu sabah hayalim su; "Gune Bruges sehrinde merhaba demek".. 

Alpcan aramizda gulumseyerek uyansin.. uzun uzun gerinsin.. Bir babasina baksin, bir de donup bana.. Yanimizda uyandigina sasirsin.. Cok seviyoruz onun bu hallerini ve ayrica biliyorum ki ikimizi ayni karede gormek onu da cok mutlu ediyor..

Bruges, Alpcan oncesindeki seyehatlerimiz icinde gordugumuz en romantik, en melankolik destinasyonlardan biri.. Belcika'nin ortacag hissini en iyi korumus bu minik sehri hakikaten insani baska bir doneme isinlayabiliyor.. Hele ki; gunun cok erken saatlerinde henuz gun aymamisken sehri gezerseniz, gercekten ortacagda yasadiginizi dusleyebilirsiniz..

Bruges'un en sevdigim yani daracik, dingin ve tertemiz sokaklarinda kaybolup sonra da kanal yardimiyla yeniden yolumuzu bulabilmek.. Ayrica bu kadar seviyor olmamizin nedeni, ruhumuza hic bir seyahatte yasamadiginiz bir dinginlik katmis olmasi..

Kadinlar manastri ve onundeki Minnewaterpark'i (Lake of Love) gezerek baslayabiliriz tura.. Faytonlar ile dar sokaklarinda keyifle dolasabilir, kanalda uzun bir gezi yapabilir ve muhtesem ortacag evlerini suyun icinden de izleyebiliriz.. Çan kulesi yani Belfry of Bruges'e cikip sehri yuksekten izlemek, her sehirde oldugu gibi Bruges'de de en sevilen turistik aktivite.. Ilgi alaninizsa ve de cok da kalabalik degilse, kisa da olsa bir meditasyon seyansi sıkıstırabilirsiniz araya...

Belfry ziyareti sonrasi kulenin de icinde bulundugu meydan olan, sehrin ana meydani Markt Square'da biraz soluklanip, LEFFE'nin cesit cesit meyve aramoli biralarini deneyebilir, andalouse soslu patateslerimizi yiyebiliriz.. 







Bruges hem dantel hem de cikolata cenneti.. Cikolata alabilecegimiz sayisiz çikolata markasinin satis magazalari sehirde mevcut ama derim ki rahibelerin ellerinden cikmis ev yapimi cikolatalari tercih etmeye bakin.. Biraz fiyat farki oluyor elbette ama buna degiyor.. Bir de annelere dantel de mumkun elbette ama hediye olarak goblen isi almanizi ozellikle onerebilirim.. Nefis orneklere sahipler..

Daha elbette cok tarihi eser, cok meydan ve cok detay var sehre dair ama gune orada baslama hayali kurdugum icin turumu kisa tutuyorum.. ;)   

Yok ben bunlari kisa vadede yapamam derseniz de; hemen bir film onerisi yapip, "In Bruges" filmini izleyin diyorum.. Nefis bir kara komedi ornegi kendisi.. Colin Farrell ve Ralph Fiennes'in oyunculuklari ise sapka cikarilasi guzellikte.. Zaten izlerseniz uzun ya da kisa vade planlariniza Bruges mutlaka girecek :) 

sevgiler
lulu
x

3 Temmuz 2011 Pazar

GIVERNY ve MONET

Paris'i hakikatle seven biri icin sanat da ayni hakikatte kiymetli olmali diye dusunurum hep.. Boyle bir hakikatli sevgi icinde "Paris is always a good idea" cumlesinde hepimiz bulusabiliriz sanirim...

Paris icin yerli gunu olup, bir ekstra gunu de farkli bir kesif icin ayirabiliyorsaniz nefis bir teklifim var.. Giverny ! 

Giverny köyü; Paris'in 75 km. batisinda ve trenle cok kolaylikla ulasilabilecek bir noktada.. St.Lazare tren istasyonundan Vernon'a, oradan da tercihinize gore ister taksi, ister otobus yoluyla Giverny'ye kolaylikla ulasabilirsiniz..

Koy gorulmeye deger ama en onemlisi Monet'nin evi ve bahcesi.. Monet ve ailesi bu köye 1800'lu yillarin sonunda yerlesmis ve Monet organize bir bahce hazirlamak yerine cicekleri renklerine gore karistirip ozgurce buyumelerini saglamis.. Sonralari botanik bilimine iyice merak sarinca da isi genisletip nadir gorunen turlerin pesine dusmus.. Zaman icinde bu tutku onu oyle ele gecirmis ki, ek bir arazi satin alip, icine bir havuz kazdirip, unlu "Su Bahcesi" projesini burada hayata gecirmis.. Bildiginiz gibi, bu nefis su bahcesi Monet icin yirmi yildan fazla ilham periligi yapmis ve insanliga muthis eserler kazandirmis..

Ev su an Monet ailesine degil, Guzel Sanatlar Akademisi'ne bagli ve bahcesi de 1980 yilindan beri halka acik ve ziyaret edilebilir durumda..

Giverny köyünü bu nefis proje ile üne kavusturan sevgili Monet olsa da, Monet'nin evi ve bahcesi disinda da resim gibi bahceleri olan şık ve bakimli nice tarihi evi gormeniz mumkun.. Yani bir gunluk kacamak ile, iç açici bir gun calabilirsiniz hayattan..  

NOT : Ev ve bahce 1 Nisan / 1 Kasim arasi acik, giris ucreti 8 Euro.





1 Temmuz 2011 Cuma

LUGANO


Alpico'nun dunyamiza katilisi sonrasi yogun is hayatina geri donmeden evvel, 2011 yilinin Mayis ayi icin uzunca bir Isvicre seyahati planladik.. Seyahatimizin en keyifli duraklarindan biri, ismini sahip oldugu golden alan Lugano sehriydi.. Acikcasi hissi bu kadar lezzetli bir sehir oldugunu bilseydik seyahatimizi konaklamali organize eder, Milano'ya bir gun gec gecis yapardik, ancak yine de dolu dolu bir gunumuzu bu guzel sehre ayirabildigimiz icin mutlu hissediyoruz.. 

Zurih'ten sabah 08:00 treni ile Lugano'ya dogru yola ciktik.. Yolculuk baslar baslamaz beraberinde gorsel bir solen de basladi.. Daglardan inen ince ve uzun selaleler ve daglarin arasina saklanmis ufacik koyler sayesinde cok etkileyici ve keyifli bir tren seyahati gecirdik.. Yaklasik uc saat sonra Lugano sehrine varmistik.. Sehir bizi isil isil bir gunes esliginde karsiladi.. Nefisti.. 
Bir sehri kesfetmenin en kolay ve guzel yolu yurumek oldugundan, trenden iner inmez ilk is Lugano'nun dar, sirin ve temiz sokaklarinda salinmak oldu.. Yeni yeni acilmaya baslayan minik butiklerine goz gezdirdik, evlerini inceledik ve sonrasinda kendimizi heyecanla Lugano Golu kenarina attik.. Göl kenarinda bulunan ikonik kirmizi banklara oturup soluklanmadan olmazdi elbette.. Onu da yaptiktan sonra sehirde yapilmasi gereken en birinci turistik aktiviteyi yerine getirip "Grand Scenic Cruise" ile keyifli bir gol turu yaptik.. Gol kiyisindan gordugumuz huzurlu evleri ve yasam sekillerini oyle sevdik ki; kalbimizin bir yanini o kiyilarda biraktik dersem sanirim abartmis olmam...

Lugano'da baska neler yapilir derseniz.. Monte San Salvatore ve Monte Bre tepelerine finikuler ile cikilip essiz bir gol ve sehir manzarasi seyredebilirsiniz.. Manzaraya karsi lezzetli bir yemek yiyebilir, sehirde bisiklet kiralayabilir ya da gol cevresindeki tepelik arazilerde tirmanis organize edilebilirsiniz.. Bu arada vaktiniz az ise, klasik her sehirde karsimiza cikan minik sehir treni ile sehri kabaca dolasmaniz da mumkun.. 

Biz Alpico ile seyahat ettigimizden ve acikcasi ilk uzun seyahatimiz oldugundan, ufakligi fazla yormak yerine Lugano'nun Italyan mimarisiyle yapilmis tarihi evleriyle cevreli nefis meydani ‘’Piazza della Riforma’’da sakin ve lezzetli bir ogle yemegi ve kahve keyfi yapmayi tercih ettik.. Bu sayede sehrin akip giden rafine yasamina da sahitlik etmis olduk.. Etrafta dolasan ekstra şık hanim ve beyleri izlemek dahi cok sevilesiydi..

Sehrin Parco Ciani adinda nefis bir parki var.. Peyzaji gorulesi.. Bahar ciceklerinin gorsel bir solene donusturuldugunu gormek hakikaten ic aciciydi bizim icin.. Eminim sonbahari da ayri bir guzel oluyordur.. 

Konaklamali Lugano ziyaretcileri ve de ozellikle cocuklu aileler icin su tavsiyeyi de ekleyebilirim.. Vaktiniz olursa Lugano yakinlarindaki Melide'de bulunan "Swiss Miniature"u seyahat planlariniza ekleyebilirsiniz..
Detaylar icin http://www.swissminiatur.ch/

Biz Lugano'ya kadar gitmisken Isvicre'de pek bahsi gecen bir outlet olan ve Mendrisio'da bulunan FoxTown'i ziyaret ettik.. Acikcasi genel olarak Italya'da outlet mantigini bilenler icin fiyatlar oldukca yuksekti ama Isvicre gibi pahali bir ulke icin gayet mantikli kaldi denebilir.. Ancak yine de Lugano gibi keyif otesi bir sehirde vakit gecirmek varken Mendrisio'da alisveris mi yapilir derseniz ? Cok haklisiniz, cidden yapilmaz..